Sanırım rüyaydı, geçti‘nin yorumlarına yeni bir yazı ile cevap vermek daha mantıklı olacak. Hepinize ayrı ayrı cevap vermek isterdim ama sanırım bu yazı için pek mümkün görünmüyor onun için genel bir cevap vereyim. Elbetteki bu yazı da yoruma açık ![]()
Uyudum, uyandım. Kalbimde kalanları döktüm bu sayfalara, bir rüyanın etkisinde yazdım, bir hayatın geçmişliğinde bir de.
Aslında söylediklerinizin hepsinin bir dokunur yanı var benim için, hepsi doğru, hepsi yanlış. Bir rüyaydı gördüğüm, onun için bugün hala nefes alabiliyorum, onun için hala yazabiliyorum, onun için bugün önüme bakabiliyorum, onun için adına hatıra dediğimiz güzellikler içinde kayboluyorum, kötülerini düşünmeden.
Bana yeni bir ben lazım, saplanıp kaldığım her duygudan beni kurtaracak bir ben. Türkiye’deyken yaptığım bir fiil eğer cevap bulsaydı o zaman o yeni ben, şimdi faklı şeyler yazacaktı, olmadı. Şimdi aynı şeyleri farklı biçimde yazmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Çünkü hatıraların tadı hep daha ağır basıyor.
Dediğiniz gibi bir kızla beraber olurkenki kadar zevkli bir şey bulamamak değil aslında (benim için). Benim hayatımda “bir kızla beraber olmaktan” çok daha zevkli değerli şeyler zaten var, hamdolsun O’na. Bana göre sorun onun ilk ve tek olması, yaşanan her bir şeyin hayatıma kazınması ve bundan sonra ne yaparsam yapayım İbni Sina’nın dediği gibi bu güzel rüyanın hatırasının geçmeyeceği, elbetteki etkisini yitirecek, bir bilmediğim gelecekte bir o yerleşecek hayatıma ve bütün hayatım yeniden değişecek. İşte o zaman büyük ihtimalle burada yazılanların hepsi bir rüya olacak. Ama o zamana kadar sanıyorum hatıralar tavan arasından bakamayacak.
Çoğu zaman sorun özgüven de değil. Bir çok şey yaptım, bir çok şey gördüm ve bunların çoğu normal insanların tecrübe dediği şeylerdi, benim ise hatırlamak bile istemediğim şeyler. Elimden gelse izlerini silmek için bir çok şey yapardım. Bunlar normal insanların özgüvenini yeterince sarsacak kadar büyük şeyler ve ben de normal bir insanım. Bütün bunlara rağmen nedenini bilmediğim bir şekilde özgüven hasarlı da olsa duruyor, durması gerektiği yerde.
Sanırım bazı şeyler “kader”, yaşanması gereken şeyler vardı, yaşanması gereken zamanda ve ben boynumu eğdim o yaşanılanlara, savaşacak gücü kaybettim, yanlış zamanda. Bu güç bazen maddi oldu, bazen manevi, ama her iki türü de yanlış zamandı. Aslında yanlış diye de bir şey yoktu, yalnızca bugün burada bunları yazmak zorunda olduğum gibi o gün de onları kaybetmem gerekti.
Hala bir toparlanma aşamasında olduğumu düşünürsek, yeni bir insan çıkacaktır karşıma, yeni bir hayat başlayacaktır, tasavvufa yöneleceğimdir, değişeceğimdir, farklı olacaktır herşey, gördüğüm rüyalar azalacaktır, yaptığım yorumlar, yazdığım yazılar bırakacaktır beni benim bile olmak istemediğim bir hatıranın tam ortasında…
Seni anlıyorum da yorumcularını anlamayabiliyorum. Ben de bunu tecrübe etmiş oldum bir önceki yazıyla. Bir de bir insanın söylediklerine, yazdıklarına ona bakar gibi bakmak gerektiğini anladım.
İlk ve tek.. İkinci ve tek.. Üçüncü ve tek..
O hep tek kalacak. Kalmalı da. Bu vefa hissinin bir neticesidir. “Başka bir” sözcüğüne bu yüzden kızıyordum.
Ben senden çok umutluyum. Ha gayret Orhun! Kırılma noktasına çok az kaldı.
Sevgiler,
Ya kardeşim böyle yazıyoruz yazıyoruz da inşallah görüşebiliriz sizinle.
Yorumcular anlatamadığındandır..
İnşAllah…
Teklik kızlar için geçerli bir kavram..
Somut şeylerden bahsediyor olman iyileşmeye başladığını gösteriyor, en azından artık bizim varlığımızı kabul ediyorsun. Geçmeyeceği diyorsun da unutmak denen bir şey var.
Maddi bir sorun demişsiniz manevi bir sorun demişsiniz…:((
Bir de yaşadığınız sorunlar ne kadar öznel gibi görünse de aslında herkesin karşılaşabildiği problemlerdir. O yüzden yazanlar okuyanlar kendilerine çözüm devşirebilirler bu halkadan..
Özgüven olarak o sorunun dışına çıkmayı kastediyorum yoksa o sorunun içindeyken yaptıklarınızı değil. Yoksa çok hata yapmış olduğun için kaybetmişsin onu ama işte hatalarından ders albilmek lazım.. Bir sonraki daha güzel olur inşaAllah…
Zaten özgüveni yaralayan da o sorunun içindeyken yaptıklarımız değil midir?
Hatıralarla barışmak lazım belki belirli kalıpların dışına çıktığımızda ne kadar da farklılaştığımızı gördüğümüz için belki kendimize de şaşırmışızdır.
İlk ve tek yerine ikinci ve tek yerine, ikinci bile değil son demeyi yeğlerim..
Bu arada başka bir yerine bir başka desek daha iyi olmaz mı..?
Beatles grubunun bile Another Girl diye bir parçası varmış..
http://www.youtube.com/v/0TpVA8P_RyY
Hatice,
Anlamak… Ne kadar ağır bir fiil değil mi? Aslında insanları tanımak lazım ve ondan sonra onların baktığı gibi bakmak lazım ki anlamak hafiflesin.
Dediğin doğru o hep tek kalacak, ileride karşıma çıkarsa eğer ikincisinin de olacağı gibi. Kim bilir belki ikincisinde hissettiklerim, birinciye ahşap bir sandıkta bir hatırasın artık der. Başka bir sözcüğüne de kızma, biz elimizden gelen herşeyi yapıyoruz bu sözcüğü kullanmamak için ama kaderimizde varsa..
Çok teşekkür ederim, inşaAllah, yardımlarınızla efendim. Umuttur bekleyen bir karanlık köşede, her döndüğümüzde
Abudik Gubidik,
Eğer bana söylediyseniz, inşaAllah görüşürüz, yok eğer yorumculara dediyseniz, ona da inşaAllah dememe sanırım kızmazlar.
“Artık bizim varlığımızı kabul ediyorsun” demişsin, biz ile kimleri kastettiğini anlayamadım. Ben kimseyi inkar etmedim ki.. Unutmak denen şey bunca yıldır pek yanıma uğramadı ama…
Benim yaşadıklarımı sanırım toplumun çok ama çok küçük bir kısmı yaşayabilir, Allah kimseye de yaşatmasın, amin.
Çok hata yaptığım için kaybetmişim demişsin ya, inan sonuna kadar yanlışsın burada. Hatalarım vardı elbette ama.. Burada birşeyler yazmıştım vaktinde, tam anlatmasamda. Neyse, bu konu biraz hassas.
Sanırım kimse “ikinci” demek istemez bir şeylere başlarken. Niyetler hep ilk, tek ve son içindir, zaten buradaki tek, başka yok anlamındadır.
Hakkımızda hayırlısı inşaAllah…
Not: Şarkı için çok teşekkürler
999. yorum
Bu da Bin
bin biri de alalım :))
Orhun,
Kadere boyun eğmek, evet, bazen gereklidir.. ya da çoğu zaman. Ve zorluklarla karşılaşınca dünyanın fani olduğunu hatırlamalı sadece.. O an gözümüze çok önemliymiş gibi görünen şeylerin esasında ne kadar da değersiz olduklarını görebiliyoruz. Ya da en azından hak ettikleri değerden fazlasını vermememiz gerektiğini anlıyoruz. Herkesin hayatında rüyalar vardır. Uykudayız. Gerçek hayat orada..
Ve madem tasavvufa yöneliş var, dervişler nasıl dua ederlermiş birbirlerine? Allah sana dert versin, Huuuuu..
Abudik Gubidik,
Ben Orhunun yerinde olsaydım, bu çocuksu yorumlarınızı silerdim.
Yaşınızı bilmiyorum ama, onun size gösterdiği nezaketi ve saygıyı lütfen siz de ona ve bloguna gösterin. Teşekkürler.
Kusura bakma Orhun, işine karışmış gibi oldum, ama dayanamadım artık.
Ben orhunu seviyorum artık..
İz bırakıp giden hiçbir kimse yoktur ki hafsalada nisyana mağlup olan yerleri tamamen bir kurguya dönüşmesin. Aslında unutmadığımızı düşündüğümüz rüyalarımız da böyledir. Pekçok ayrıntı unutulup, en müessir kısımları (iyi veya kötü) belirginleşir, hatta önce öyküye ve sonra masala dönüşen rüyalarımız vardır, kahramanına atfen. Ki kahramanı kahramanlaştıran da yine bizizdir. Bu kahraman aynı anda iyi ve kötü biri olmayı başarabilmiştir.
Şöyle veya böyle, insanı insan yapan en mühim şeylerdendir bu hisler. İçinde kaybolmak yerine, ileriye bakıyor olmak da sağlıklı bir ruhun seyredeceği yoldur.
Ayrıca bu gibi durumlarda sığınılacak en büyük şey, kader inancı olsa gerek. Mevla iyi ki yaratmış kaderi. Yoksa nasıl teselli bulurduk değil mi?
Başlık bana şu şarkıyı da hatırlatmıştı:
Bir rüzgardır, gelir geçer sanmıştım
Meğer başımda esen kasırgaymış sevgilim
Gönül oyunudur bunun izi kalmaz demiştin
Meğer içimde yanan bir volkanmış sevgilim
eyvallah
Mihman,
“Ki kahramanı kahramanlaştıran da yine bizizdir. Bu kahraman aynı anda iyi ve kötü biri olmayı başarabilmiştir.”
Nasıl güzel açıkladın iki cümleyle. Benim kahramanlarım benim kaderimde boğuluyorlar, her elimi uzattığımda bir rüzgar alıp götürüyor onları.
Kader…
eren abla seni çoooooooookkkkkkkkkk seviyorum hepsi grubunda en güzeli sensin eren abla
şu yorumcuların yazdıklarından hiç birşey anlamayorum biraz siteyle ilgilenin yaa