gitme…

Söylenebilecek sözlerin zenginliği ile çıkan bir kelimenin, insanın kalbine bu kadar işlemesi, anlayabilene…

Vakitsizliğin bir arası, bütün herşeyi bırakıp bir daha sarılmak, hemen yanıbaşında duran bir varlığa ya da bir duyguya.

Gitme… Söyleminde bile bir hasret gizli. Sözün kalmışlığını kıskandıracak bir gariplik, ayrılıkları sonuna kadar yaşamadan bir hayata hükmetmek için söylenebilecek tek başına bir “ayrılık” tümcesi. Kafa karıştıran, yüreği allak bullak edebilen ve zaten akmaması gereken bir zamanın daha da durmasına sebep…

Ağızdan çıktığında kimin için hissedildiği belli olan bir şey bu ve kullanılmasındaki zorluk artırıyor yüklenen anlamları, diğer bütün kendi gibileri aksine. Korkutucu bir şey işte. Kaybolmuşlukların başlangıcı, yarım kalmışlığın karanlığı ve hislerin açlığında garip kalacak bir “şey” bu gitme. Söylenecek olanın iyi seçilmiş olmalığından emin, her boşlukta seslendirilemeyecek bir söylem.

Ve şimdi bütün harflerine ses vermek için yazılmış bir kelime, gitmişliğin kimsesizliğinden korkmadan, sırf senin yokluğun için haykırılası, bir mavi gökyüzüne…

Evimde bir gece daha geçirmenin ağırlığını omzunda taşıyan yastığım ve ömrümü uğruna feda edebileceğim insanlar için…

2 Responses to “gitme…”


  1. 1 insan

    Hiçbir filmin hiçbir karesinde bu kadar çok ağladığımı hatırlamıyorum. Sevdiklerini ölüme uğurlayanlar anlar ancak..

    http://youtube.com/watch?v=6DPQ6hE806c

  2. 2 orhunb

    Bu noktada Rabbimden istenmeyecek olanı istiyorum bir insan olarak, affeder inşallah…

Leave a Reply