Karışık işte

Yine gece yazma vaktini gösteriyor, karanlık bir Ankara köşesinde, hayalleri bir sıraya dizmişken. Düzgün Türkçe eksik kaldı şimdi klavyemde ve ben ısrarla yazıyorum okuyanını bilmediğim bir mekanda, bütün düşüncelerden arınmış…

Düşünmek istemiyorum artık, aklımın bir köşesinde asılı duran her bir şeyi bir kenara koyup artık yüreğimi dinlemek istiyorum, yalnızca yüreğimi. Bu güne kadar karıştıkları her yeri darmadağın eden her bir şeyi uzak tutmak istiyorum bu yazından ve bekliyorum sadece içerden gelen sesi. Ki korkutuyor beni duymak istediğim ses. Bir psikolojik savaş bu, coğrafi konumları aşağı-yukarı diye ayırdığım bir gecede.

Yazmak istediğim o kadar çok şey, söylemeye çalıştığım bu kadar doğru daha çok karıştırıyor beni, gecenin ortasında kalmış bir yokluğun çaldığı kapımda ve ben açamıyorum zorlanan o kapıları. Zorlayan ben, zorlanan ben…

İşin doğasına aykırı aslında. Her iki tarafta birden bulunmak, bunca zaman yetemediğim her bir şey gibi, bu da beni ikilemler içinde bırakmak için var zorluklar içinde geçen bir hayatta, bütün güzellikleri de peşinden sürüklerken. Dinlemek istediğim bu kadar şarkı varken ve bir şarkı bile olmamışken yazıyorum şimdi, sesimi duyurmak istediğim bir “fotoğrafa”, resimlerin şarkı söylemediğini bile bile…

0 Responses to “Karışık işte”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply