Anlamsız…

Ay nerde dursa, oradaydık
Dallarda zerdali çiçekleri
Savrulup gider rüzgar esince
Bütün bir yaz böyle geçti…

Anlardım aklından geçenleri
Sustukça konuştuk sanki
Sevdaymış meğer bu içimizde
Yıllardır uyuyan deli
Sessizlik sensin geceleri

Fincana kahve koydum gel, ah
Bugün şeytana uydum gel
Ay doğdu dağın üstünden, aman aman
Dallarda beyaz çiçekler

Dayandım gecenin karasına
Artık kimse kıramaz beni
O kül gibi deniz o sessiz kız
Kayıp bir sandala binip gitti

Ne sen söyledin derdini
Ne ben sevdiğime inandım
Unut geçen eski günleri
Bunca yıl sonra nasılsın?

Ezginin Günlüğü - Hüsnü Arkan

Yine… Yine hayatın dalları sarkıyor yukarılardan, bir şeyler toplama şansını verebiliyor, hakedene, haketmeyene bile. Ve biz bir karar vermek zorunda kalıyoruz önümüze gelen iki zorlama arasında. İkisi de zorlayarak olacak, ikisi de gözyaşıyla. Sanırım ikisinden birini seçme şansı verilmiyor bu sefer, çünkü ikisinin de ucu aynı yere çıkıyor. Bir yerlerde birilerinin kalbini kırmadan yapılası bir şey değil işte.

Sizin var mı böyle sorunsal seçimleriniz? Mutluluğun ayak parmaklarınıza değdiğini hissettiğiniz zamanlarda çalar genelde kapınızı, bütün albenisi üstünde. Şöyle bir bakar size, bütün “sarıl bana”sı ile ve siz karşı koyamazsınız, bunca zaman beklediğiniz bir hayalin zorlamasına.

Zamana hükmedememenizdir asıl sorun; derdinizin kaynağı olan ile dermanı olan arasındaki farkı en iyi anlatabilecek şeyleri kaybettiğiniz bir zamana hükmedememek. Onun her hırçın haline dediğiniz her “evet”, sizin sizden kopan ve bir daha geri gelmeyecek bir parçanızın yere düşerken çıkarttığı sesle aynıdır. Bekletemediğiniz bir ara vardır hayatınızda, diğer beklemeyenlerden farklı. Bu sefer farklı olmalıdır, size rağmen ve siz anlatamazsınız bunu kendinize. Herşeyi bilip de hiç bir şey yapamayan bir “hiç” gibi beklersiniz, şeytana uyduğunuz bir gece vakti. Anlamanız gereken “hiç bir şey” sizi bekler orada, sizin onu beklediğinizden habersiz…

Anlamsızlık kaplar sonra hayatınızı, O’nun yokluğundan kalan ve bir daha bulamayacağınız bir anlam saklanır O’na söylenmesi gereken iki kelimenin arasına. Tazeliğinizi bütün tecrübelerinizin içinde kaybettiğiniz bir zaman gelir bulur sizi, yalnız kaldığınız bir gece vakti, şeytandan habersiz…

4 Responses to “Anlamsız…”


  1. 1 insan

    derdin bütün varlığın hakim olması ne güzel şeydir…

    parça parça sızlatmasındansa bir yeri…

    bildiklerimizin anlamını da alır götürür bilmediklerimiz…

    gerçekten hiçbir şey bilmez oluruz…

    ***

    gönlüne sağlık orhun…

  2. 2 Orhun

    Teşekkür ederim İnsan,

    birilerinin “anlamsız…” bir şeylerden, bir şeyler analayabilmesi güzel…

  3. 3 insan

    anlamsızlığı sorgulamak geldi içimden. varlığını mı demeliyim acaba?
    yazacak bir şeyin varsa yazabilirsin, ve bir şey eğer varsa o anlamlıdır, kainatta anlamsız hiçbir varlık yoktur çünkü.
    ama varlıklar arasında bazılarını bize bilhassa anlamlı gösteren, onlarda “baktığımız zaman kendimizden bir parça buluşumuzdur”
    tıpkı benim senin şu “anlamsız” yazında anlamlı kurgular yakalayışım gibi…
    nesnelere anlam katan yaşanmışlıklarıdır. yaşadığın her şeyin bir anlamı vardır.
    anlamları keşfetmek temennisiyle,

    not: muhabbet ediyor gibi hissettim orhun, hoşuma da gitti. kafanı şişirdiysem kusuruma bakma ;)

  4. 4 Orhun

    Bilakis benim de hoşuma gider bu tarz muhabbetler. :)
    Zor iş şu yaşamak, hele yaşanmışlıkların zamana karşı anlamsızlaştığını gördüğünüz bir hayat en zoru sanırım. Ama senin de dediğin gibi İnsan, nesnelere anlamlarını katan yaşanmışlıklardır. Öyle çok nesne var ki hayatımda anlamlandırmaya ya da anlamlarını değiştirmeye çalıştıkça derine batıyor insan.

    Allah yardımcımız olsun bütün anlamsızlıklara karşı…

Leave a Reply