Mutlu olunası bir günde geldin yine, her geldiğinde adını verdiğin güne benzeyen yüzünle. Güzeldi işte konuşabilmek seninle, anıların acısını sürmeden dilimize. Bugünden bahsetmek ve belki de gözlerine dokunabilmekti, kalbine eskiden dokunmuşluğum kadar yapabildiğim şimdilerde. Hediyesiydi hayatın içinden gelen ya da bir yalvarış şekli olan dua idi Yaradan’ın cevapladığı. Güzeldi işte, sonu mutlu biten bir hayal gibi yüreğimi bir yıl daha susturmaya yetmeyen ama yılın bir gününü mutlu geçirmeye yarayan.
Aslında şaşırıyorum kendime, bir acıdan ötekine bu kadar hızlı nasıl koşabilir diye bir insan, düşünmeden geleceğini. Bakıyorum, göremiyorum; gördüğümde ise geç kalmış oluyorum yine vaktinden önce gelen bir yalnızlık hikayesine.
Anlamsızlaşıyor hayat bu bağlamda ve bırakıyorum kendimi kaderin çizgilerine, yıllardır alnımın ortasında taşıdığım. Ama yok, bulamıyorum işte, bir suç ortağı hayatıma ve veremiyorum senin adını, sorgumu usulca yapan kalbime. Biliyorum, asacaklar beni aşk ağacının bir dalına, sonu hayırlı bitmeyecek bir davanın hemen ertesinde. Göstermeyecekler belkide bir gündoğumu daha, seni düşündüğüm bütün gecelerin hatırına. Karanlığa sakladığım bütün duygularımı bulacaklar cesedimin hemen yanında, gün ışığına bulanmış bir parça kağıt üstünde.
Ve adın yazar her köşesinde…
0 Responses to “Kim…”
Leave a Reply