İstanbul Kanatlarımın Altında…

Sizin de var mı? Hani olurya bazen, korkarsınız, karanlıktan mesela, ya da güneşten, bazen sudan korkar insan, bazen bir köpekten. Kimisi vardır hele insandan korkar, yani asıl korkulması gerekenden. Kuştan, böcekten, ağaçtan, belki gökyüzü üstüne düşer diye maviden korkar insan. Benimkisi sanırım bambaşka. Ben bir filmden, bazen bir şarkıdan, bazen bir sesten korkuyorum. Ama sanırım bu ara en çok bir filmden korkuyorum. “İstanbul Kanatlarımın Altında” Hani korku filmi değil ama insana hayatta yaşadıkları hep korkunç geliyor işte. Sanırım Hezarfen Ahmet Çelebi olamadım, ilk uçan yani. Ama onun filminde en azından ben de uçmuştum bir yerlere, ilk seyrettiğimde. Kanat vermemiştiler girişte, ben kendi kanadımı kendim götürmüştüm ki filmde ola ki uçmayı gerektirecek şeyler vardır. Mesela acemiliğin verdiği o tatlı duygu gelip konmuştu ellerime. Ya da karanlığın içinde saklı o gizem dokunmuştu yanağıma. Sonradan düşününce zaten işin ne kadar komik olduğunu anlıyor insan, aynı zamanda saflığın güzelliğinin farkına varınca hani.

Şimdi film bana bakıyor, ben ona… Arada bir fark var ama ilk seyirle birazdan olacak seyir arasında. Bu sefer ben korkuyorum, ilkinde ki bütün cesaretsizliğime rağmen. Korkuyorum çünkü bu sefer kanatlarım yok. Bu sefer kendimi yüksek bir yerlerden bıraktığımda düşeceğim çok açık. Bu seferki yükseklikde az değil yani düşünce ya sakat kalırım ya da ölüm bulur beni havada. Korkuyorum işte bu sefer, bir filmi seyretmeye korkuyorum. Yalnızlıktan sıkıldım artık, korkuyorum kendimden…

0 Responses to “İstanbul Kanatlarımın Altında…”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply