Gitme…

Aslında uzun bir senaryo var, buraya koymak istediğim. “The Patriot”, vatansever yani filmin adı. Mel Gibson oynamış, bana seyretmek yeni nasip oldu. Uzun film boyunca yalnızca bir sahne beni çok etkiledi. O da küçük kızından ayrılırken yalnızca bir “güle güle” demesini isteyen bir baba ile o an hiç birşey söylemeden babasından uzaklaşan ama içten içe içindeki herşeyi haykırmak isteyen küçük kızın ayrılık sahnesi, sırf babası gitmesin diye hani.

MARTIN
Just a little goodbye? One word?
That’s all I want to hear.

İki insan vardı filmde benim için dikkat edilmeye değer. İkincisinin özelliği birinciye bağlıydı. Yapmak istenen şeyle, yapılması gereken şeylerin ne kadar farklı olabileceğinden bahsediyordu işte, tıpkı benim hayatım gibi. Ve nedenini anlayamıyorum ama bu aralar (son 4 yıldır) biraz fazla duygusalım. Eğer bir yerlerde küçük bir çocuk varsa, ağlamaklı, hemen etkileniyorum, içimden birşeyler kopup gidiyor durduramadığım. Bu sahnede de öyle birşey vardı. Filmin içine girip Martin’i durdurmak istedim, gitmesin diye bir çocuğun bütün hayalleri uzaklara. Belki benim hayatımdaki durduramadıklarımın acısını çıkartmak istedim 20 saniyelik bir film karesinde. Olmadı yine…

SUSAN
Please, Papa, please don’t go
…. I’ll talk to you, I’ll say
anything you want, just tell me what
you want me to say, I’ll say
anything, I promise, please, Papa, just stay…

0 Responses to “Gitme…”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply