İnsan işte…

Kaybetmek ya da kaybolmak. Acaba hangisi daha acıdır? Hani bir şey var ya “Giden mi sürgün kalan mı?” sanırım bunu bir yerlere gitmeden ya da kaybetmeden bir şeyleri anlamak oldukça güç. Acaba herşeyin bir vakti var mı gerçekten? Ya da vakti gelmedikçe hiç bir şey gerçekleşmiyor mu?

Geride bırakılanlarla geride kalanlar arasında nasıl bir ilişki var ve bu ilişkiyi anlayabilmek için illaki birinden biri mi olmak lazım? Ya bir hayalin peşinden sürüklenip güzel şeyleri bırakıp gurbet olmak belki de. Sırtına bin bıçak saplayıp, binine de aynı ismi vermek. Kaldığın yerden devam edebilmek meselesi yani. Öncenin farklılığına inat hayatını aynı şekilde bıçaklar arasında ve kalınmaması gereken yerde sürdürmek belkide.

Bir insanı en çok ne acıtırdı acaba? Eminim herkesin farklı cevabı vardır ama şu an beni en çok acıtan ama geçici olarak ama kalıcı olarak kaybettiklerim olurdu. Hayallerini kurduğum güzel günlerin bir çoğunun tekrar geri gelmeyeceğinin farkında olmak ayrı bir hüzün zaten hayatımda. Vaktin gelmesinden çok vaktin geçmesini istemek belkide daha acısı. Kim bilir belki tamamen yanılıyorumdur ki bütün acıların kaynağına serpilmiş su olurdu sanırım.

Hayal etmek önemli. Neyi hayal ettiğin çok daha önemli. Bazen acı bir gerçeği düşünüp ağlarsın, bazen ise günlerin geçmesine mutlu olursun bir çocuk masumluğunda gözlerinin içi güler hani. Çok uzun zaman oldu hüngür hüngür ağlamayalı. Kim bilir belki de yakıştıramıyorum ağlamayı her ne kadar içten özlesemde gözyaşlarımın tadını. Bazen düşünüyorum da, içten ağlamak için içten bir dost lazım belki de bir ana kucağı mesela. Dedim ya vakti gelmemişleri beklemiyorum artık.

Seçimler meselesi var bir de. Bizim yaptıklarımız, yapmak zorunda bırakıldıklarımız ve bir de yakından uzaktan alakamız olmayan ama en çok da bizi etkileyen yabancı seçimler var hayatımda. Kimi nereye oturtaman gerektiğini bilemediğin, yalnız bırakıldığın ve yalnız kalmaya çalıştığın kadar seçime zorlanıyorsun bu hayatta. Belki bütün bunlar adına yapılan seçimlerin sonucu olarak dönüyordur sana ve sen bunların hiç birinden haberdar bile değilsindir. Bazen acını bir dolaba asıp, bütün gücünle seçersin neyin nasıl olması gerektiğini ama hiç bir zaman da seçtiğin asıl yapmak istediğin değildir. Nedensiz bir pişmanlık kaplar içini olması gerekenler adına yaptığın seçimler yüzünden. Ve kimseyi suçlayamazsın kaderden başka. Belki sana yanlış zamanda gelmesinden belki de yanlış zamanda gitmesinden birşeylerin senden.

0 Responses to “İnsan işte…”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply