İnsanoğlu bir garip varlık. Aslında bir insanı anlamanın çok kolay olduğunu anlayabilememe duyusuna sahip olan, duyguları olan mesela (ki genelde bütün problemlerin kaynağı budur), düşünebilen (ki genelde düşündüklerini söylemeye korkan) varoluş biçimi. Yeryüzüne niye geldiğini hala anlayamamış ya da anlamamak için direnen bir başka yaşam biriminin olmadığı bir dünyada yaşayan, vaktinden çok önce geç kalan ve hayatın tadı hep damağında kalan yaratık. Korkan insan, hayvandan çok…
Neden böyle başladım bilmiyorum aslında, bazen kelimeler dökülüveriyor parmaklarımdan. Bu aralar ağzımı kullanamadım çünkü. İçimde büyüyor bir çok şey ki, aklımdan geçenleri derinlemesine düşünmeye bile korkuyorum. Sonunda yine üzülmekten ve ben üzülürken çevremdekileri de üzmekten çok korkuyorum. Korkuyorum öyleyse varım…
Rüyalarımda korkardım eskiden, hani çocukken, masumken. Dünyamda sadece canavarların olduğu zamanlar mesela. Artık canavarların gerçek hayatıma girdiklerini görebiliyorum ve bu benim yaradılış sebebimi çözmeye haddinden fazla yardımcı oluyor.
Aslında öyle çok şeyden korkuyorum ki, bunları okuyan birisi beni gördüğünde sanırım çok şaşırırdı. Bu büyük cüssenin içinde, kenarda bir yerlerde sıkışmış kalbimi ellerine bırakma cesaretini göstereceğim şahıs için kocaman bir süpriz. Korkuyorum, mesela yalnızlıktan ama yalnız kaldığım-kalacağım yıllar için, en çok ihtiyaç duyduğumda yanımda olmayan güzel insanlar için, harcanması gereken zaman için, kavuşulması gereken bir vatan için, sabahları telefon sesiyle uyanmamak için, en azından güzel bir günaydın duyamamak için, yalnızca ve sessizce bir söğüt gölgesinde acı bir klarnet dinleyememek için, bütün yapmam gereken ama yapamadıklarım için, gücümün yetmediği, elimde olmayan şeyler için, sevdiğim herkes için korkuyorum. Belki bir gün yazmaktan vazgeçerim için bir de kavuşamadığım için korkuyorum. Bir çocuk gibi masum, sessiz, sensiz…
0 Responses to “Korkuyorum, öyleyse varım”
Leave a Reply