Neyin Vakti

Neyin vakti?
Zaman akıp giderken, beklentilerimizi, sevdiklerimizi, umutlarımızı kaybederken acıyor insan, yanıyor. Bir türlü durduramıyoruz, kal diyemiyoruz gitmek zorunda olana. Olması gerekenler, ölmesi gerekenler ve durmamasi gereken bir zaman.

Acıyı unutturacak zaman, bizi rahatlatacak zaman alıyor herşeyi, tıpkı bize verdiği gibi. Düşünüyor insan, bu ikilem, bu çelişki içerisinde kaybolurken bulamiyor kendini zaman içinde. Daha çok kaybediyor, daha çok üzülüyoruz. Ve buna kimse birşey yapamıyor.

Soruyorlar, soracaklar, “nasıl bilirdiniz” diye. Ne cevap geleceği meçhul, verilmesi gereken cevabın bilinmesine rağmen. Beklemek bitiyor, hüzünler bitiyor ve umutlar yerini yeni ve boş bir hüzne bırakıyor, sayılı nefeslerin sonunda, geride kalanlara bırakılmış yeni umutlarla. İnsanın yaşayası bile gelmiyor, şu garip dünyaya yaşamaya gelmişken.

Çok çabuk karar vermek gerekiyor, “tamam mı devam mı” diye. Nedense cevaplar hep “devam”dan yana. “tamam”ın inadına süren bir açgözlülükle, biraz daha umut biraz daha bekleyiş ve son bir hüzün. Belkilerin terkedip gittiği keşkelerle boğuşuyoruz yine, yeniden ve bu kavga hiç bitmiyor hiç başlamaması gereken yerde. Hayır diyemiyoruz, masumca başımızla onaylarken ve belki diyemiyoruz, keşke derken içimizden.

Ağlayamıyoruz örneğin, hayatın zamanın, bekleyişin içinden geçerken bırakıyoruz gözyaşlarımızı içimize damla damla. Ve tarif edilen “boncuk boncuk” koca bir yalan oluyor, akarken dereler sürükleyerek dağları. Her seferinde ilkmiş gibi, her seferinde yenileri eskitiyoruz, yüzümüzde eksik bir gülümseme. Özlemek lazım diyorum ama yine zaman bırakmıyor.

Vakti gelmedi daha, vakti geçmiş bir çok şeye inat, beklemesi gereken, beklenmiş ama gelmemiş, ansızın çalarken kapıyı. Vakti gelince özleyeceğim, senide katacağim aralarına, özlenmişlerin.

Allah rahmet eylesin Oğuz’um.

15/08/05

0 Responses to “Neyin Vakti”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply