İşte Böyle

Yazmak lazım. Herşeyi bir kenara koyup, dökmek lazım içindekileri kağıtlara. Sonra yeniden bakmak lazım yazdıklarına, yaşanmışlara. Yeniden yazmak sonra. Hayatın tadına varmak bir de. Demiştim ya klarnet sesiyle uyumak lazım, büyüsünde kalmak ve tekrar yaşamak geçmişi.

Hani geçmiş derler ya, geçmemiş aslında. Hiç bir noktası unutulmamış. Her anı, kendinden gerçek, her hayal gelecekten umutlu hala. Acı çekiyor insan, kalanları da acısında boğuyor.

“Kader diyemezsin sen kendin ettin”

Güzel şarkı aslında, suçlamak için doğru kelimeler. Belkide suçu temize çıkartmak için.

Savrulmak, yazılanlar içinde. Tutunmak kuru bir dala, satmamak duyulanlara, inanmamak görülenlere. Yakmamak lazım gemileri, bırakmamak seni bırakılmaması gerekenlere. Mutluluğundan bile emin olamıyorum, kendi mutluluğumdan da. Kimse diyemiyor cesurca “Ben mutluyum” diye, korkmadan. Halbuki sorgusuz günlerde yazmıştım dağlara, taşlara. Hepsi biliyordu. Mutluydum. Kim bilir belki hala mutluyum, benim dışımdaki herkesin inandığı gibi yani. Oyunculuktan kurtulamadık bir türlü. İnsanlara farklı, kendime farklı anlattım hep. Hangisinin doğru olduğunu bilen de çıkmadı zaten, gören de…

0 Responses to “İşte Böyle”


  1. bir şey söyleyememişler

Leave a Reply